Villa de Pelit Butik Otel

Ayder Yaylası Villa de Pelit Otel

Ayder Yaylasının en güzel yerinde bulunan Villa de Pelit Oteli kaleme almadan geçmek olmazdı. Haziran ayı başında hafta sonu kaçamağı olarak gittiğimiz Ayder gezimizde gitmeden otelimizi ayarlamak istedik. İnternetten yaptığımız araştırmalarda bölgede birçok otelin olduğunu konseptlerin de oda kahvaltı olduğunu gördük. Fiyatları astronomik görmeye başladığımızda gitmekten vazgeçmek üzereydik. Sonra otellerin gerçek fiyatlarını öğrenebilmek ve birazda pazarlık şansımızı kullanmak adına otellere mesaj atmaya başladık.

İşte Villa de Pelit otel ile tanışma fırsatımız bu aşamada başladı. Attığımız mesaja anında cevap verdiler. Sorular cevaplar hepsini kibar bir dille karşıladılar. Sonrasında otele gitmek kaldı sadece. Ayder Yaylasına nasıl gelinebileceğini ve tüm alternatifleri bize anlattılar.

Nasıl Gidilir?

Sabah bindik uçağa. Ankara Trabzon yolculuğu ortalama bir saat sürdükten sonra havalimanından Havaş’a kendimizi attık. Sonrasında bu bölgeye ilk defa gelenlerin yaşadığı şaşkınlıklar başlıyor. Şehirden çıktığınız anda bir anda otobüste hangi tarafa bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Sol yanda uçsuz bucaksız bir deniz, sağ yanda yeşilin cümbüşü. Yeşil bir görüntü arada ilçeler iller sonrasında yine yeşil. Otobüsün içinde kaç il değiştirdik kaç ilçe değişti kafanız karışabilir. Karadeniz sahil yolunda tüm il ve ilçeler birbirine çok yakın. Hani o duyduğumuz meşhur olan birçok ilçe var ya onlar aslında aynı yol üzerinde yan yana olan yerler.

Pazar ilçesine geldiğimizde indik. Havaş durağının yüz metre ilerisinde Ayder dolmuşlarının durağı var. Biniyorsunuz ve ilk kez gelenler için muhteşem bir şaşkınlık turu başlıyor. Gayet hızlı bir yolculuk her anının tadını çıkartın mutlaka. Yeşilin içine doğru bir yolculuk. Yan tarafta akan bir dere geri kalan her tarar yeşil ama ne yeşil.

Yolun güzel bir yerinde otel tarafından arandık. Nerede olduğumuzu ve yolculukta bir sorun olup olmadığını sordular. Bu arada nerede kaldınız merak ettik diyen bir otel sahibi ilk kez başıma gelen bir durumdu. Biraz oyalanmışız galiba.

Geldik Ayder Yaylasına; Bulutlar nasıl bizim altımızda olur hissi geldi bir anda bize. Geldiğiniz anda ne yana bakacağınızı şaşırıyorsunuz burada. Sağ tarafta şelale, sol tarafta yemyeşil dağlar. Sonrasında minibüs şoförüne kalacağınız oteli söyleyin. Sizi yol kenarında bir yerde bırakacak. Tavsiyedir arayın oteli. Karşı tarafta size bakıyor aslında oteliniz. Biraz uzakta gibi duruyor ama Ayder yaylasının merasının üst tarafında bulunuyor ve en güzel manzaraya sahip oteli. Oteli aradıktan sonra bir de baktınız otelden yokuş aşağı koşarak gelen bir personel olacak. Valiziniz var ise teleferikle alacaklar ve size eşlik ederek patikadan otele varacaksınız.

İnanılmaz bir karşılama ve misafirperverlik sizleri bekliyor. Hemen restorant bölümüne geçip bir çay isteyin kendinize. Sonra da oturun ve harika manzaranın keyfini çıkartın. Hemen fotoğraf çekmeye çalışmayın. Sadece manzaranın keyfini çıkartın. İnanın kartpostallardakilerden daha güzel. Çay Harika. Sonra odanıza çıkıyorsunuz.

Odalar

Odalar için küçük yorumu yapanlar var. Bu göreceli bir durum. Her bütçeye, her kişiye farklı seçenekler sunulabiliyor. Buraya odada oturmaya şömine başında dinlenmeye geldiyseniz ona göre oda seçebilirsiniz. Onun için de seçenek var. Ancak biz yürüyüş yapmayı planladığımız için teras katta bulunan bir odayı tercih ettik. Bu odanın da manzarası muhteşemdi bu arada. Sonrasında hemen yürüyüşe çıkmalısınız.

Ayder yaylasında yapılacaklar

Ayder yaylasında mutlaka yürüyüş yapmalısınız. Yukarı doğru gidebildiğiniz kadar gidin. Ancak tavsiyedir baş ağrısı olabiliyor. Tabi oksijen fazla geliyor. Mevsime göre yanınıza mutlaka yağmurluk almalısınız. Tabi fotoğraf çekebilmek için her türlü cihaz. Fotoğraf çekmekten şarj dayanmayacak emin olun. Her tarafı instagramda paylaşılacak kareler sizi bekliyor. İnanmayacaksınız her taraf yeşil. Bulutlar elinizin altında. Kocaman şelaleler akıyor. Yürüyün zaten her şeyi göreceksiniz. Biz Haziran ayı başında, yani henüz sezon başlamadan gittiğimiz için baya yağmur altında kaldık ama yine de her anın tadını çıkarmaya çalıştık.

Ayder’de Sabah

Sabah gözünüzü şelale sesleri eşliğinde açmak ve camı açıp tertemiz havayı içinize çekmeyi kim istemez. Karşınızda kartpostal gibi manzara ve harika bir hava. Sonrasında kahvaltıya iniyorsunuz. Panoramik bir Ayder Yaylası manzarası. Yöresel ve lezzetli açık büfe kahvaltı. Sonra büyük şehirlerdeki hayatı bırakıp buraya mı yerleşsek konuşmaları başlıyor. Her masada aynı konuşma olmak zorunda. Otel çalışanları etrafınızda pervane. Rahat etmeniz için gözünüzün içine bakıyor.

Misafirperverlik

Otel tam olarak farklı bir yapıda. Sahibi bölgenin insanı değil. İzmir kökenli. Sizi müşteri olarak görmediği kesin. Kaç otel sahibi sizin yolda başınıza bir şey mi geldiğini düşünür ya da yağmur başlayınca gelip alalım mı neredesiniz? Diye arıyor. Rahat olup olmadığınızı ya da odanızın sıcaklığını düşünüyor. Yani kısacası müşteri değil misafir olarak hissettik Villa de Pelit Otel’de kendimizi. Tekrar gitmek için gün sayıyoruz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir